WHATSAP İLETİŞİM
SANCAR MARUFLU (İZMİR'İ SEVENLER PLATFORMU BAŞKANI)
Köşe Yazarı
SANCAR MARUFLU (İZMİR'İ SEVENLER PLATFORMU BAŞKANI)
 

ZEKİ MÜREN ANISINA

Dr. Behçet Uz’un 73 yıl önce İzmir’lilere armağan ettiği Kültürpark’da ki tarihi, “TRT Yayın Binası”nın 7 yıl önce yıkılışını görünce içim cız etmişti. Her zaman Zeki Müren’i kaybettiğimiz o puslu 24 Eylül akşamüstü vaktini hatırlarım. Bir tesadüf eseri hayatını bile fuar’daki TRT Binası’nda  kaybeden Zeki Müren’in Kültürpark’ı ve fuar’ı ne kadar çok sevdiğini onu tanıyanlar iyi bilir. Kültürpark’ın çeşitli noktalarında Merhum Zeki Müren’in anıları vardır.  Şimdi yıkılmış ve dümdüz olmuş  TRT binasındaki stüdyoda ilk şarkısını söylediği emektar mikrofonunun başında hayata veda eden Zeki Müren, 26 Mayıs 1955’den itibaren her yıl her İzmir Fuar’ında 30 günlük fuar döneminin son 22 gününü ünlü Fuar Konserleri’ni sunarak geçirirdi. Manolya Halk Bahçesi ile Göl Gazinosu’nda yaşanılan, 30 Ağustos- 20 Eylül arasındaki bu konserlere “Zeki Müren Konserleri” de denilirdi. Her akşam Fuarın Basmane girişinde sonradan  Odalar Birliği Pavyonu’nun yapıldığı yerde ki bir zamanların ünlü Manolya Açıkhava Tiyatrosu’nda gecenin ilk sahnesini alan Zeki Müren; emsalsiz gür ve kadife sesiyle, eşsiz Türkçesiyle okuduğu şarkılarıyla izleyicilerini ve Fuar ziyaretçilerini adeta büyülerdi. Manolya’da ki konserler, “Halk Konseri” olduğu için, Zeki Müren için EHEMMİYET taşırdı. Aynı geceler daha sonra çıktığı “Göl Gazinosu”nda içkili sofralarda oturan hayranlarına da coşkulu anlar yaşatırdı.  En son Sabaha karşı “Kübana’da sahne alır, daha çok yakın dostlarına şarkı söyler, keyiflenirdi... Zeki Müren, Fuar ve Kültürpark tutkusunu Kuşadası’na ve Bodrum’a sevdalandığı günlerde bile unutmamıştır. Yaz kış demeden İzmir Fuarı’na gelip gitmeyi sürdürmüştür. Sayısız Radyo ve Televizyon çekimini Fuar’da ki TRT Binasında gerçekleştirmiştir. Şu anda yıkılmış olan TRT Binası, Zeki Müren’in hayata veda ettiği ve son kez girip, bir daha canlı çıkamadığı yerdir. Bu gerçeği unutmamalıyız. Büyükşehir Belediyemizden ve İZFAŞ’dan 12 yıldır tekrarladığımız isteğimizi bu yılda tekrarlasak yine, ayıplanır mıyız acaba? Bir İzmir’li olarak; isteğim ve ricam; “Kültürpark’da yıkılan TRT Binası’nın Zeki Müren’nin son nefesini verdiği son yer olduğunun unutulmamasıdır.  Ayrıca 15 yıl önce Zeki Müren’in aracından iner inmez yanına yaklaşıp baktığı MANOLYA AĞACI halen orada durmaktadır. “Bu amaçla; meydana çıkan ve yeşillendirilen  boş alana bir, “ZEKİ MÜREN MANOLYAM PARKI” nın inşa edilmesini arzulamak hakkımızdır sanırım. Vefa denilen şeyin İstanbul’da bir semt olarak bile kalmadığı günümüzde, Büyükşehir Belediyemizden ve İZFAŞ Yöneticilerinden Kültürpark içinde bir ZEKİ MÜREN PARKI oluşturulmasını istememiz, bilmiyorum çok fazla bir şey mi olur?  Sizlere Zeki Müren’in çok az kişi tarafından bilinen bazı “Fuar Tutkularını” ilk kez anlatmak istiyorum; Zeki Müren, el ayak çekildikten sonra hiç kimsenin olmadığı saatlerde özellikle ay ışığında fuar içinde dolaşmaya, yürüyüş yapmaya bayılırdı. Kültürpark’a Karşıyaka’lı Küçük Talat (Muşkara) ile Tenis’ci Hayri Şen tarafından hediye edilen Manolya ağaçları onun ilgisini çekerdi.  Manolya’ların altında oturmayı çok severdi. Manolya ağaçlarının üzerinde yeni açmış mis gibi kokan Manolya çiçekleriyle sanki konuşurdu. “Koklamaya Kıyamam Benim Güzel Manolyam...” şarkısı, Zeki Müren’in bir Kültürpark şarkısıdır. “Bir Demet Yasemen” şarkısı gibi, Güllerle, çiçeklerle, Aşk ve Sevgiyle bütünleşmiş daha pek çok eserini Kültürpark’ta ki “Gül Bahçesi” nden ilham alarak yarattığını daima söylerdi. Yazık ki; Dokuz yıl öncesine kadar 800’den fazla gül çeşidinin barındığı dünyada bir eşi dahi bulunmayan o müstesna Gül Bahçesi’nin yerinde  şu anda yeller bile esmiyor!..                  Kendisine PAŞA’da denilen Zeki Bey, Gül Bahçesi’nde serin eylül sabahları kahvaltı yapmaya bayılırdı. Göl Gazinosu’nun ve Lunapark’ın patronu Merhum Osman Kavran’ın Gül Bahçesi’ne özel kurduruverdiği masada, kül ateşi semaverden tavşan kanı çay içip, İzmir simiti ile yumurtalı boyozlarla ve Bergama tulum peyniriyle kahvaltı yaptığını bizzat görüp, yaşayanlardanım. Zeki Müren’e Gül Bahçesi’nde; Erol Simavi’nin, Fahrettin Aslan’ın,Yusuf Nalkesen’in, Necdet Yazar’ın, Osman Kavran’ın, İhsan Alyanak’ın, Rüştü Şardağ’ın, Gönül Yazar’ın, Ajda Pekkan’ın, Emel Sayın’ın, Ertan Anapa’nın, Tanju Okan’ın, Neco’nun,Beyhan Akıncı’nın, Behiye Aksoy’un, Egemen Bostancı’nın,Coşkun Erdem’in, Ercüment Batanay’ın, Haşmet Uslu’nun, Arif Kayıra’nın, Saffet Kuyaş’ın ve Ali Ulutanır’ın da zaman zaman konuk olduklarını iyi hatırlayanlardanım. Zeki Müren, küskün olan Nuri Yalçuk’la Atalay Noyaner’i bile bir araya getirirdi. Merhum Zeki Müren, belki sağ olsaydı hayatını kaybettiği TRT Binası’nın bunca anıya rağmen yıkılıp yok olmasına aldırmazdı... Belkide;  “yeni yeşil alan kazanıldı.” diye sevinirdi... Ancak Gül Bahçesi’nin ve Akasyalar Bahçesinin, üzerlerine Lunapark yapılması uğruna yok edilmesine mutlaka çok üzülürdü... Olup bitenlerle Sn.Aziz Kocaoğlu’nun hiçbir ilgisinin olmadığını da iyi biliyorum. Kimseyi suçlamıyorum... Zaten bundan sonra böyle anıları, “bizim gibi nesli tükenmişlerden başka” kimsenin hatırlayacağı da yok. Artık hiç kimse kafaya takmıyor bunları... Popstar programlarıyla, Evlenmek isteyen yetişkinlerin ve Evcilik oynamak isteyen yeni yetmelerin televizyon programlarıyla meşgul olan halkımızın başlarını kaldırıpda fuar nostaljisiyle uğraşacak zamanı mı kaldı? Sanki... Kime ne... Kısa zamanda İzmir’de çağdaşlaşmak adı altında neler yok edildi? Yaşantımızın birer parçası olmuş, “nice anılar mozaiği” Yaşantımızdan çıkıp, gitmedi mi? İzmir’liyim diyen herkesin birer parça anısının mutlaka olduğu; Büyük Efes Oteli, İbrahim Nurbiğe’nin Fuar Atış Poligonu Gazinosu, Varyant’taki Şato Gazinosu, Ankara Palas Oteli, Şükran Lokantası, Veysel Çıkmazı Meyhaneleri, Ekmekçibaşı Lokantası, Basmane Toros Lokantası,Park Restoran,Suat İnan’ın Küçük Göl Gazinosu, Şadan Akkor’un Cennet Adası, Beşir ve Zeynep Öğe’nin Çamlık Senar’ı,Madam’ın Yamanlar Gazinosu,Mazhar Zorlu’nun Bergama Gazinosu, Mehmet Ali Restoran, Erol’un Yeri, Rıza Alpay’ın Tilla Restoran’ı, ve Atalay Cemal Noyaner’in Akasyalar Bahçesi, Hasan Bey’in  Ekici Över Bahçesi, Tepegöz Necdet’in Kadifekale Gazinosu, Merhum Halit ve Ahmet Karabilgin’in Palmiyeler Gazinosu ve daha niceleri, sırra kadem basmadı mı? Hani nerde anılarımız? Hani ne oldular? Allahtan; Hüseyin-Cem-Suat Türkmenoğlu’ların özenle çalıştırdıkları “Ada Gazinosu”na henüz dokunan yok... 15 yıl önce kaybettiğimiz ve 24 Eylüllerde hep andığımız emsalsiz ses sanatçısı Zeki Müren’in de dediği gibi; “Sabret gönül, Bir gün olur. Bu hasret biter. Çekilen acılar; canım. Gün olur geçer...”          Türkiye'nin Sanat Güneşi Zeki Müren sevenlerinin kalplerinde yaşıyor
Ekleme Tarihi: 24 Eylül 2011 - Cumartesi

ZEKİ MÜREN ANISINA

Dr. Behçet Uz’un 73 yıl önce İzmir’lilere armağan ettiği Kültürpark’da ki tarihi, “TRT Yayın Binası”nın 7 yıl önce yıkılışını görünce içim cız etmişti. Her zaman Zeki Müren’i kaybettiğimiz o puslu 24 Eylül akşamüstü vaktini hatırlarım. Bir tesadüf eseri hayatını bile fuar’daki TRT Binası’nda  kaybeden Zeki Müren’in Kültürpark’ı ve fuar’ı ne kadar çok sevdiğini onu tanıyanlar iyi bilir. Kültürpark’ın çeşitli noktalarında Merhum Zeki Müren’in anıları vardır. 

Şimdi yıkılmış ve dümdüz olmuş  TRT binasındaki stüdyoda ilk şarkısını söylediği emektar mikrofonunun başında hayata veda eden Zeki Müren, 26 Mayıs 1955’den itibaren her yıl her İzmir Fuar’ında 30 günlük fuar döneminin son 22 gününü ünlü Fuar Konserleri’ni sunarak geçirirdi.
Manolya Halk Bahçesi ile Göl Gazinosu’nda yaşanılan, 30 Ağustos- 20 Eylül arasındaki bu konserlere “Zeki Müren Konserleri” de denilirdi.

Her akşam Fuarın Basmane girişinde sonradan  Odalar Birliği Pavyonu’nun yapıldığı yerde ki bir zamanların ünlü Manolya Açıkhava Tiyatrosu’nda gecenin ilk sahnesini alan Zeki Müren; emsalsiz gür ve kadife sesiyle, eşsiz Türkçesiyle okuduğu şarkılarıyla izleyicilerini ve Fuar ziyaretçilerini adeta büyülerdi. Manolya’da ki konserler, “Halk Konseri” olduğu için, Zeki Müren için EHEMMİYET taşırdı.

Aynı geceler daha sonra çıktığı “Göl Gazinosu”nda içkili sofralarda oturan hayranlarına da coşkulu anlar yaşatırdı. 
En son Sabaha karşı “Kübana’da sahne alır, daha çok yakın dostlarına şarkı söyler, keyiflenirdi...

Zeki Müren, Fuar ve Kültürpark tutkusunu Kuşadası’na ve Bodrum’a sevdalandığı günlerde bile unutmamıştır. Yaz kış demeden İzmir Fuarı’na gelip gitmeyi sürdürmüştür. Sayısız Radyo ve Televizyon çekimini Fuar’da ki TRT Binasında gerçekleştirmiştir.
Şu anda yıkılmış olan TRT Binası, Zeki Müren’in hayata veda ettiği ve son kez girip, bir daha canlı çıkamadığı yerdir. Bu gerçeği unutmamalıyız. Büyükşehir Belediyemizden ve İZFAŞ’dan 12 yıldır tekrarladığımız isteğimizi bu yılda tekrarlasak yine, ayıplanır mıyız acaba? Bir İzmir’li olarak; isteğim ve ricam; “Kültürpark’da yıkılan TRT Binası’nın Zeki Müren’nin son nefesini verdiği son yer olduğunun unutulmamasıdır.

 Ayrıca 15 yıl önce Zeki Müren’in aracından iner inmez yanına yaklaşıp baktığı MANOLYA AĞACI halen orada durmaktadır. “Bu amaçla; meydana çıkan ve yeşillendirilen  boş alana bir, “ZEKİ MÜREN MANOLYAM PARKI” nın inşa edilmesini arzulamak hakkımızdır sanırım. Vefa denilen şeyin İstanbul’da bir semt olarak bile kalmadığı günümüzde, Büyükşehir Belediyemizden ve İZFAŞ Yöneticilerinden Kültürpark içinde bir ZEKİ MÜREN PARKI oluşturulmasını istememiz, bilmiyorum çok fazla bir şey mi olur? 

Sizlere Zeki Müren’in çok az kişi tarafından bilinen bazı “Fuar Tutkularını” ilk kez anlatmak istiyorum; Zeki Müren, el ayak çekildikten sonra hiç kimsenin olmadığı saatlerde özellikle ay ışığında fuar içinde dolaşmaya, yürüyüş yapmaya bayılırdı.

Kültürpark’a Karşıyaka’lı Küçük Talat (Muşkara) ile Tenis’ci Hayri Şen tarafından hediye edilen Manolya ağaçları onun ilgisini çekerdi.  Manolya’ların altında oturmayı çok severdi. Manolya ağaçlarının üzerinde yeni açmış mis gibi kokan Manolya çiçekleriyle sanki konuşurdu. “Koklamaya Kıyamam Benim Güzel Manolyam...” şarkısı, Zeki Müren’in bir Kültürpark şarkısıdır.


“Bir Demet Yasemen” şarkısı gibi, Güllerle, çiçeklerle, Aşk ve Sevgiyle bütünleşmiş daha pek çok eserini Kültürpark’ta ki “Gül Bahçesi” nden ilham alarak yarattığını daima söylerdi. Yazık ki; Dokuz yıl öncesine kadar 800’den fazla gül çeşidinin barındığı dünyada bir eşi dahi bulunmayan o müstesna Gül Bahçesi’nin yerinde  şu anda yeller bile esmiyor!.. 
    
           Kendisine PAŞA’da denilen Zeki Bey, Gül Bahçesi’nde serin eylül sabahları kahvaltı yapmaya bayılırdı. Göl Gazinosu’nun ve Lunapark’ın patronu Merhum Osman Kavran’ın Gül Bahçesi’ne özel kurduruverdiği masada, kül ateşi semaverden tavşan kanı çay içip, İzmir simiti ile yumurtalı boyozlarla ve Bergama tulum peyniriyle kahvaltı yaptığını bizzat görüp, yaşayanlardanım.

Zeki Müren’e Gül Bahçesi’nde; Erol Simavi’nin, Fahrettin Aslan’ın,Yusuf Nalkesen’in, Necdet Yazar’ın, Osman Kavran’ın, İhsan Alyanak’ın, Rüştü Şardağ’ın, Gönül Yazar’ın, Ajda Pekkan’ın, Emel Sayın’ın, Ertan Anapa’nın, Tanju Okan’ın, Neco’nun,Beyhan Akıncı’nın, Behiye Aksoy’un, Egemen Bostancı’nın,Coşkun Erdem’in, Ercüment Batanay’ın, Haşmet Uslu’nun, Arif Kayıra’nın, Saffet Kuyaş’ın ve Ali Ulutanır’ın da zaman zaman konuk olduklarını iyi hatırlayanlardanım.

Zeki Müren, küskün olan Nuri Yalçuk’la Atalay Noyaner’i bile bir araya getirirdi. Merhum Zeki Müren, belki sağ olsaydı hayatını kaybettiği TRT Binası’nın bunca anıya rağmen yıkılıp yok olmasına aldırmazdı...

Belkide;  “yeni yeşil alan kazanıldı.” diye sevinirdi... Ancak Gül Bahçesi’nin ve Akasyalar Bahçesinin, üzerlerine Lunapark yapılması uğruna yok edilmesine mutlaka çok üzülürdü... Olup bitenlerle Sn.Aziz Kocaoğlu’nun hiçbir ilgisinin olmadığını da iyi biliyorum. Kimseyi suçlamıyorum...

Zaten bundan sonra böyle anıları, “bizim gibi nesli tükenmişlerden başka” kimsenin hatırlayacağı da yok. Artık hiç kimse kafaya takmıyor bunları... Popstar programlarıyla, Evlenmek isteyen yetişkinlerin ve Evcilik oynamak isteyen yeni yetmelerin televizyon programlarıyla meşgul olan halkımızın başlarını kaldırıpda fuar nostaljisiyle uğraşacak zamanı mı kaldı? Sanki... Kime ne...

Kısa zamanda İzmir’de çağdaşlaşmak adı altında neler yok edildi? Yaşantımızın birer parçası olmuş, “nice anılar mozaiği” Yaşantımızdan çıkıp, gitmedi mi? İzmir’liyim diyen herkesin birer parça anısının mutlaka olduğu; Büyük Efes Oteli, İbrahim Nurbiğe’nin Fuar Atış Poligonu Gazinosu, Varyant’taki Şato Gazinosu, Ankara Palas Oteli, Şükran Lokantası, Veysel Çıkmazı Meyhaneleri, Ekmekçibaşı Lokantası, Basmane Toros Lokantası,Park Restoran,Suat İnan’ın Küçük Göl Gazinosu, Şadan Akkor’un Cennet Adası, Beşir ve Zeynep Öğe’nin Çamlık Senar’ı,Madam’ın Yamanlar Gazinosu,Mazhar Zorlu’nun Bergama Gazinosu, Mehmet Ali Restoran, Erol’un Yeri, Rıza Alpay’ın Tilla Restoran’ı, ve Atalay Cemal Noyaner’in Akasyalar Bahçesi, Hasan Bey’in  Ekici Över Bahçesi, Tepegöz Necdet’in Kadifekale Gazinosu, Merhum Halit ve Ahmet Karabilgin’in Palmiyeler Gazinosu ve daha niceleri, sırra kadem basmadı mı? Hani nerde anılarımız? Hani ne oldular? Allahtan; Hüseyin-Cem-Suat Türkmenoğlu’ların özenle çalıştırdıkları “Ada Gazinosu”na henüz dokunan yok...

15 yıl önce kaybettiğimiz ve 24 Eylüllerde hep andığımız emsalsiz ses sanatçısı Zeki Müren’in de dediği gibi; “Sabret gönül, Bir gün olur. Bu hasret biter. Çekilen acılar; canım. Gün olur geçer...”

Türkiye'nin sanat güneşi Zeki Müren

         Türkiye'nin Sanat Güneşi Zeki Müren sevenlerinin kalplerinde yaşıyor

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karsiyakalim.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.