• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası


Okurlarımızın Ramazan Bayramını Kutlar, Şeker Tadında Geçirmelerini Temenni Ederiz
Üyelik Girişi
Facebook - Twitter
 Instagram
Kategori ve Sayfalar
Namaz Vakitleri
Küçük Avcı

Yıldırım İnşaat
Elal Ajans
 
Reklam Alanları

Faydalı Linkler
Günün Sözü
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.7.0
Site Haritası
sanalbasin.com üyesidir
İnstagram
Instagram

Temmuzdaki Kutlu Günlerimiz



Ş. Osman ARAS
Araştırmacı - Yazar


   TEMMUZ SICAĞINDAKİ KUTLU GÜNLERİMİZ

Temmuz’da sıcaklar zirveye ulaşır. Ancak, bu ayda bize bahar ferahlığı 
yaşatan nice kutlu günlerimiz vardır. 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1939 Hatay’ın Anavatana Katılması, 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması…Temmuz sıcağında art arda gelen kutlu ve mutlu günlerimizdir.
             20 Temmuz 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi :
            Birinci Dünya Savaşının galibi İtilaf Devletleriyle, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)  Hükümeti arasında İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan Barış Antlaşmasında tüm sorunlar çözüme kavuşturulamamıştı. Musul Sorunu, Boğazlar Sorunu, Hatay Sorunu ortada kalmıştı. Misak-ı Milli (Ulusal Ant) sınırlarımızın içinde olan Musul-Kerkük-Süleymaniye petrol bölgesini her ne pahasına olursa olsun  ellerinde tutmak isteyen İngilizler,1925 yılındaki Şeyh Sait isyanını kışkırtarak, ulusal gücümüzü zaafa uğrattılar. Bunun sonucunda, günümüzde Kuzey Irak  diye anılan Musul Eyaletini kaybetmişizdir. Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının yönetimi ise, Ulusumuzun egemenlik hakları çiğnenerek, uluslararası komisyona bırakılmıştı.
            Türkiye, Avrupa’da Hitler Almanya’sının emperyalist emellerinin iyice ortaya çıktığı 1933 yılından itibaren, Boğazlar Sorununu dünya gündemine taşıyarak, İsviçre’nin Montrö kentinde uluslararası görüşmeleri başlatmıştır. 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile, egemenlik haklarımız ilgili tüm devletlere kabul ettirilmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20’şer yıllık uzatmalarla, geçerliliğini sürdürmektedir. Bu bağlamda, 1996 yılında geçerliliği üçüncü kez uzatılmıştır. Ancak, ABD’nin küresel emelleri Karadeniz’de üstünlüğü ele geçirmeye yönelik olduğundan, sözleşmeyi delmek için yoğun çaba harcamaktadır. Bu nedenle, 2016 yılına yaklaşırken, bölgemizdeki barış ve huzur ortamı gittikçe sarsılmaya başlamıştır.
             20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı :
            Kıbrıs Adasındaki Rumlar, Yunanistan’ın “Megalı İdea” hayalleri kapsamında, Enosis (Ada’nın Yunanistan’a ilhakı) hedefine ulaşmak için EOKA terör örgütünü kurdular. Önceleri, İngiliz güvenlik güçlerini sindirmeyi amaçlayan terörist saldırılar, sonrasında bütün şiddetiyle Türklere yöneltildi. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Ada’daki kardeşlerimizi yalnız bırakmadı. Onların haklarını korumak için, yoğun bir diplomasi süreci başlatıldı. 1958’de Zürih, 1959’da Londra Antlaşmaları imzalanarak, 16 Ağustos 1960 tarihinde, Türk ve Rum ortaklığına dayalı Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Fakat, Cumhurbaşkanı seçilen Başpiskopos Makarios, Ada’daki Türk-Rum ortaklığını ilk günden itibaren dinamitleyerek, Türkleri azınlık statüsüne sokmak için, bir yığın ihanet projesini uygulamaya koydu. Makarios, uzun soluklu bir “asimilasyon” programıyla Enosis hedefine ulaşmak isterken; Yunanistan’daki Cunta Yönetimi tez elden sonuca ulaşmak için, 15 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen bir hükümet darbesiyle Nikos Simpson’u iş başına getirdi. Başpiskopos canını zor kurtararak, Ada’dan kaçtı.
            Darbenin ardından, AKRİTAS soykırım planı uygulamaya konuldu ve Ada’daki Türklere karşı, amansız bir saldırıya geçildi. Ancak, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) bin bir yokluğa ve zorluğa rağmen, Türk Toplumunu kahramanca savundu. 1974 Kıbrıs Harekatında verdiğimiz, bine yakın Şehidimizin yarısı TMT’dendir. CHP+MSP Koalisyon Hükümetinin barış çağrıları yanıtsız kalınca, Londra ve Zürih Antlaşmalarındaki “garantörlük” görevimizi üstlenerek, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekatını başlattık. Denizden Girne bölgesine çıkan birliklerimiz ile, havadan Lefkoşe kuzeyine indirilen kuvvetlerimiz birleşerek, bir “CEP” oluşturdular. Buna rağmen, gözü dönmüş Rumlar, Ada’daki Türklere saldırmaya devam ettiler. Başta Atlılar, Muratağa ve Sandallar olmak üzere; Kıbrıs’lı Kardeşlerimize korkunç bir soykırım uyguladılar. Bunun üzerine, 14 Ağustos 1974 günü, ikinci barış harekatı başlatıldı.
 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi :

               Birinci Dünya Savaşı sonunda imzaladığımız Mondros Mütarekesi (Ateşkes) çok ağır hükümler içeriyordu. 24’üncü Maddeye göre; Van, Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Harput (Elazığ) ve Bitlis Vilayetleri Ermenilere peşkeş çekiliyordu. Mütareke’nin ardından, “dahili ve harici bedhahlar” bir araya gelerek örgütlenmekte iken, Doğu’nun yurtsever insanları da İstanbul’da bir dernek kurmuşlardı.“Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” diye adlandırılan bu derneğin Erzurum Şubesi 10 Mart 1919 günü faaliyete geçmişti. İl kongresi 17 Haziran’da yapıldı. Ardından, Trabzon Vilayeti temsilcilerinin de katılımıyla, Doğu İllerini kapsayan bir kongrenin toplanması kararlaştırıldı. Kongre, gecikmeli olarak, 23 Temmuz 1919 tarihinde toplanabildi. 7 Ağustos gününe kadar çalışmalarını sürdüren Erzurum Kongresine; Bitlis, Erzurum,Trabzon, Sivas ve Van illerinden 56 Temsilci katıldı. Harput (Elazığ) ve Diyarbakır temsilcileri, Harput Valisi Ali Galip’in engellemesiyle, gelemediler.
 
          İstanbul’daki Halife/Padişah Yönetimi, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal Paşa’yı Ulusal Kurtuluş mücadelesinde yalnız bıraktığı için, Gazi Paşa 7/8 Ağustos gecesi Erzurum’dan Saray’a çektiği bir telgrafla, (yüreğine taş basarak) bütün rütbe ve unvanlarından istifa ettiğini bildirmişti. Ancak, Erzurumlular ve 15.Kolordu’nun Komutanı Kazım Karabekir Paşa, kendisini yalnız bırakmadılar. O’nu oy birliğiyle Kongre’nin Divan Başkanlığına seçtiler. Gazi M. Kemal Paşa Kongreye sunduğu söylevde; “Bugün doğan güneşi nasıl görüyorsam, yarın Asya ve Afrika’daki bütün esir ve mazlum milletlerin hürriyet ve istiklallerine kavuşacaklarını da öylece görüyorum” diyerek, yeryüzündeki anti-emperyalist kurtuluş mücadelesine ışık tutmuştur. Erzurum Kongresinde, Amasya’da 22 Haziran 1919 tarihinde dünyaya ilan edilen ilkeler aynen benimsenerek, çok önemli kararlar alındı. Cemiyet Tüzüğü (Nizamname) kabul edildi. Kongre Kararlarını ve Cemiyet Tüzüğünü uygulamak üzere, Gazi Mustafa Kemal’in  başkanlığında bir Yürütme Kurulu (Heyet-i Temsiliye) seçildi. Erzurum’daki kongrenin ardından 4/11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresinde, Anadolu ve Rumeli’deki bütün kurtuluş örgütleri birleştirilerek, Ulusal Kurtuluş Savaşı başlatılacaktır.
            23 Temmuz 1939 Hatay’ın Anavatana katılması :
          Hatay İli (Antakya) Misak-ı Milli hudutları içinde olduğu halde, Sakarya Zaferinin ardından, Fransa ile imzalanan 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşmasında bu konu çözüme kavuşturulamamıştı. Fransızlar Hatay’ı ve İskenderun Limanını ellerinde tutmak için çok direndiler. Böylece, Hatay sorunu Lozan’da da çözüme kavuşturulamadı. Bunun ardından, uzun soluklu bir diplomasi süreci başlatıldı. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, ölümcül hastalığına rağmen yaşamını tehlikeye atarak, şiddetli yaz sıcaklarında Çukurova’daki askeri yığınağı ve hazırlıkları denetlemeye gitti. İşin vahametini kavrayan Fransızlar, sonunda anlaşmaya razı oldular. 3-4 Temmuz 1938 tarihinde Türk-Fransız Askeri Antlaşması ve Türk-Fransız Dostluk Antlaşması imzalanarak, yürürlüğe kondu. Bu antlaşmalar kapsamında, Kurmay Albay Şükrü Kanatlı (1893-1954) komutasındaki, 2.500 kişilik askeri birliğimiz Hatay’a gönderildi. Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Merhum Tayfur Sökmen 2 Eylül 1938 tarihinde Hatay’ın ilk ve tek Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Hatay Millet Meclisi 23 Haziran 1939’da “Anavatana katılma” kararı aldı. Bu tarihi karar 23 Temmuz 1939 günü, TBMM Heyetinin de katıldığı coşkulu kutlamalarla, yaşama geçirildi.
 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması :
30 Ağustos 1922 tarihinde kazandığımız Büyük Zafer’in ardından kaçan düşmanı takip eden Mehmetçik, 18 Eylül gününe kadar tüm Batı Anadolu’yu ve Marmara’nın güneyini Yunan işgalinden kurtardı. 11 Ekim günü, İtilaf Devletleriyle Mudanya’da Mütareke (Ateşkes) imzalandı. 1 Kasım’da Saltanat kaldırıldı. Ardından, İsviçre’nin Lozan Kentinde barış görüşmeleri başlatıldı. Ancak, emperyalist batılı devletler Osmanlı Devletinden kopardıkları kapitülasyonları (adli, mali, iktisadi ve siyasi ayrıcalıkları) ellerinden kaçırmamak için dayattıklarından, görüşmeler 4 Şubat 1923 günü kesintiye uğradı. TBMM Hükümetinin ödünler vermeyeceğini, gerekirse bu uğurda savaşa devam edeceğini anlayınca da, 23 Nisan’da yeniden görüşme masasına oturdular. Osmanlı’nın son 250 yıllık tarihinde, savaşta Mehmetçiğin kanı ve canı pahasına kazanılan zaferler, konferans masalarında kaybedilmişti. Bu açıdan Lozan, Ulusumuzun makus talihini değiştiren stratejik bir dönüm noktasıdır. Orada imzalanan barış antlaşması, 29 Ekim 1923 günü kurulan Çağdaş Cumhuriyetimizin uluslararası tapu senedidir… Yüce Ulusumuza, Temmuz sıcağında bahar ferahlığı kazandıran Aziz Şehitlerimizi ve Kahraman Gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.
Yorumlar - Yorum Yaz


ULAŞIM
 Otobüs Seferleri Metro Seferleri
 İzban Seferleri
 VAPUR SEFERLERİ
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.49753.5116
Euro3.90723.9229
Hava Durumu
Anlık
Yarın
29° 35° 25°
Günlük Burçlar

Günlük Burç Falınız


Saat
Takvim
Sayı 2 Sayfa 1
Mayıs Sayısı Sayfa 1
Yıldırım İnşaat

 

 

Elal Ajans
   
Küçük Avcı